11 Mart 2010
TÜBİTAK önünde 4. gün
Aynur Çamalan eyleminin dördüncü gününde çalışan arkaşlarına seslendi
Sabah 9.00'da başlayan eylem önceki günlerde olduğu gibi akşam 18.30'da bitirildi. Gün içinde sloganlar ve halaylarla süren eylem akşam işten çıkıp desteğe gelen çoğu kadın emekçinin de katılımıyla TÜBİTAK'tan çıkan çalışanlar sloganlarla karşılandı.
Aynur Çamalan bugün TÜBİTAK'ta çalışan iş arkadaşlarına hitaben bir mektup kaleme aldı. Mektubu aşağıda yayınlıyoruz:
TÜBİTAK İŞÇİLERİ, EMEKÇİLERİ, DOSTLARIM
04.03.2010 tarihi mesai bitiminde,TÜBİTAK yetkilileri tarafından işime son verildiğini öğrenmiş oldum. TÜBİTAK’ta iş akdimin fesh edilmesine ilişkin belgeleri elime tutuşturup, 13 yıllık çalıştığım kurumumdan kapı önüne konuldum. İşim, dostlarım ve çalışma hakkım elimden alındı. Kazanılmış haklarım hiçe sayıldı. Örgütlülüğümüz olan Tez Koop-İş Sendikası taraf olarak kabul edilmedi.
Peki; ne oldu da TÜBİTAK yöneticileri, bu kadar pervasızca hareket ettiler. Beni alelacele kapı dışarı attılar. İş akdimin fesh edildiğine dair elime tutuşturdukları belgeyi görünce, şaşkınlığımı üzerimden atmış oldum. Belgede, işten atılmamı gerektiren birçoğu soyut, maddi karşılığı olmayan iddiaların yanında en somut gerekçe olarak, “4 Şubat günü işe gelmemem’’ sırıtıyordu. Bu bir yalandır. 4 Şubat günü, sendikamızın bağlı olduğu Türk-İş konfederasyonu, Tekel Direnişi ile dayanışmak için Genel Grev kararı almış ve tüm işyerlerinde uygulanmıştır. TÜBİTAK beni, bir sendika üyesi olan işçiyi 4 Şubat Genel Grevine katılmakla suçluyor. Ve işime son veriyor. Ben 4 Şubat günü işe gelmemezlik yapmadım.Yasal, meşru haklarımı kullandım. Bir işçi olarak örgütlü olduğum sendikamın kararını uyguladım. Üyesi olduğum sendikamın kararlarından dolayı çıkan, çıkabilecek her türlü anlaşmazlıkta sendikam Tez Koop-İş ile görüşmeleri gerekirdi. Ki toplu iş sözleşmemizde bu yönde açık hükümler vardır.
Toplu iş sözleşmesinde belirtildiği gibi, işçi ile işveren arasında her türlü anlaşmazlıkta veya suçlamalardan tek yetkili kurul disiplin kuruludur. Bu kesin hükme rağmen, ortada ne bir disiplin soruşturması ne de disiplin kararı vardır. Ortada olan ilk günden beri, iş güvencesi ve özlük hakları için mücadele eden Tekel işçilerine verdiğim destekten doğan bir rahatsızlık vardır.
Düşünüyorum da ne kadar iyi bir iş yapmışım. O zaman da biliyordum şimdi yaşayarak öğreniyorum bu gerçeği. Biliyorum ki TÜBİTAK işçisi ve emekçisi dostlarım direnişe gelen gelemeyen hepsi, Tekel Direnişine büyük destek vermiştir. Çünkü 4C’de somutlanan gerçek aslında, iş güvencesiz, geleceksiz bir yaşamdır. Topun ucunda kamu var. Siz varsınız, biz varız, hepimiz varız. O halde bedeli ne olursa olsun bu saldırı, işçilerin-emekçilerin birleşik mücadelesi ile püskürtülmelidir. Bu TÜBİTAK yetkililerini korkutmuş olmalıdır. Bu korkuyu elime verdikleri belgede yazan 4 Şubat Grevine katılmam gerekçesi anlatıyor. TÜBİTAK yetkilileri baltayı taşa vurdular. Baltayı taşa vuranlar, bu sefer de çark edip, hiçbir maddi gerçeğe, somut delile dayanmayan dedikodular üretmeye başladılar. Düşünün ki ülkenin bilim merkezi olması gereken TÜBİTAK, işini gücü bırakmış işçi düşmanlığı yapıyor. Koskocaman TÜBİTAK, imzasını atıp elime verdiği belgenin dahi arkasında duramayarak, “başka şeyler de var, yazılmadı, yazılanlar şifayendir’’ diyebiliyor. Soruyorum, yarın hangi arkadaşımın başına şifaen bir şey gelecek?
Değerli Dostlarım, Kardeşlerim!
İş güvenliğime, sendikal örgütlülüğüme ve geleceğime yönelik yapılmış bu saldırıya sessiz kalamazdım. Hukuki haklarımı sonuna kadar arayacağım. Ancak köşeme çekilip, kendimin ve iki çocuğumun kaderini çizmelerini izlemeyeceğim. Hepinizin sevgi dolu gözlerinizdeki desteğinizi görebiliyorum. Varsınlar camdan bakmanızı yasaklasınlar. Danıştay'ın daha önce almış olduğu, emsal teşkil eden davalar da gösteriyorki, haklılığımı hukuki olarak da ispatlayıp, yeniden aranıza döneceğim. İstiyorum ki artık yeter diyelim. Kazanılmış haklarımızı patronların, amirlerin ağızlarında çiğneyip tükürdükleri sakız olmaktan çıkaralım. Başka bir kardeşimize haksızlık yaptıklarında iki kere düşünsünler-düşündürelim. Bizler kendi öz gücümüze güvenirsek, birlik olursak, yenemeyeceğimiz haksızlık, alamayacağımız hakklarımız yoktur.
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Aynur ÇAMALAN 11.03.2010
BU GÜNDEMLE BAĞLANTILI DİĞER HABERLER