• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-08-20
  • Taliban'ın Buddha heykellerini, IŞİD'in Palmira antk kentini tahribi gibi...

    Özlem Akarsu Çelik

     

    Geçtiğimiz haftanın nadir sevindirici haberlerinden biriydi. Hayata düşman birkaç kişinin şubat ayında define aramak için testereyle gövdesini oyduğu 400 yaşındaki çınar, “doku tedavisi” ile kurtarılmıştı. Yapraklarının yeşillendiği müjdeleniyordu. 4 asırlık çınarın hayata tutunması, Dersim’in küle dönüşen onlarca hektarlık ormanına bir parça su döktü sanki.

     

    Bizler güzel bir haber almanın mutluluğu içindeyken ülkenin bir başka köşesinden, yine bizleri dehşete sürükleyen görüntüler düştü sosyal medyaya. “Bırakın HASANKEYFine baksın” dediğimiz 12 bin yıllık mirasın, Ilısu Barajının suları altında kalacak olan Hasankeyf’in dinamitlerle parçalandığını izledik. Boğmak yetmezmiş gibi bir de paramparça ediliyordu. Tıpkı Taliban’ın 2001 yılında Afganistan’da dinamitlerle yok ettiği UNESCO’nun Dünya Mirasları listesinde bulunan dev Buddha heykelleri gibi. Tıpkı yine Dünya Mirası kabul edilen Palmira Antik Kentine, IŞİD’in verdiği ağır hasar gibi. Tıpkı Amerika’nın Irak’ı işgalinde yağmalanan o güzelim kütüphanelerindeki binlerce el yazması kitabın ortalığa saçılması, yakılması, satılması gibi…

     

    “O dinamitlerin yüreğimde patladığını hissettim” diyen HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan kendisini Hasankeyf’in kayalarına zincirledi. Eyleminin üçüncü gününde konuştuğumuz Aslan üzüntüsünü şu sözlerle anlattı, “Sosyal medyaya düşen görüntüleri ilk izlediğimde, yok canım, bu kadarı da olmaz herhalde dedim. 42 yaşındayım, inanın bu kadarına ihtimal vermiyordum. Gel gör ki gerçekmiş! ‘IŞİD’in ya da Taliban’ın bombalama görüntülerinden bir bölüm yayınlıyorlar’ diye düşünmüştüm ama geldiğimde gördüm ki gerçekten Hasankeyf’miş parçalanan. Gözümüzün önünde yaptılar. Hiltilerle kayaları delmeye başladılar. Valilik dinamitlemenin olmadığı yönünde açıklamalarla kamuoyunu yanıtlamaya çalışırken sosyal medyadan o görüntüleri paylaştım. Bizzat görüntünün içinde yer aldım ki, montaj demesinler. Ben eyleme başladığımda toz bulutları vardı. Belki de eylemim sayesinde durdular.”

     

    Meclis’in üçüncü büyük partisinin milletvekili bir kültürel mirası korumak için kendisini kayalara zincirledi; ama büyük yayın kuruluşlarımızın sesi çıkmadı. Bu sese kulak vermek, hâlâ vicdanı çürümemiş, yüreği kurumamış olanlara sesini duyurmak için aradığımız Mehmet Ali Aslan’a sorduk, o da anlattı.

     

    ‘BENİ BURAYA VİCDANIM GETİRDİ’

     

    Neler oluyor Hasankeyf’te?

     

    Sosyal medyadaki görüntüleri izlediğimde gerçek olduğuna ihtimal vermedim ama gelip gözümle gördüm. Tanıklığımıza rağmen dinamitlendiğini reddediyorlar, hiltilerle çalışıyorlar. Bu kadar pervasızlar! Vallahi içim yanıyor. Uyuyamıyorum. Beni buraya vicdanım, ayaklarım getirdi.

     

    Neden dinamitliyorlar Hasankeyf’i?

     

    Bazı kayaların insanlar için tehlike arz ettiğini iddia ediyorlar. Oysa baraj yüzde 96 oranda tamamlanmış. İnsanlar içinde yaşarken tehlike arz etmemiş, su toplama merhalesine geldiğinde mi etmiş? Bu işlem sırasında 12 bin yıllık tarihi eserler, mağaralar, evler, cami, kilise, hamam çökertiliyor, duvarları çatlıyor, büyük hasar görüyor. Kayalar onların üzerinden aşağı yuvarlanıyor. Düşme tehlikesi varsa o kayaları orada tutmanın bir sürü yolu var. Çelik halatlarla bağlanır, doğal harçla sabitlenir vs. Ayrıca kopma tehlikesi olduğunu öne sürdükleri kayaların üzerinde hilti ile çalıştıklarını gördüm. Kayalar tehlikeliyse ne işleri var onların üzerinde? Bize aktarılan gerçek ise bambaşka. ‘Bu kayalar, vadinin dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere parçalanıyor çünkü dışarıdan kamyonlarla malzeme getirmek masraflı’ deniyor.

     

    Sebep bu mu? Vadiye dolgu malzemesi mi olacak o kayalar?

     

    Evet. Tarihi mekânlarda sesli konuşmak yasakken, flaşlı makinelerle çekim yapmak yasakken, bunlar burada hilti çalıştırıyor, dinamit patlatıyor. Dinamitlenen Hasankeyf’in taşı, mağarası değil; dinamitlenen bizim geçmişimizle geleceğimiz arasındaki, ezel ile ebet arasındaki bağlardır. Hükümet bu bağı koparmak istiyor.

     

     

    Yetkililerden gelen oldu mu ziyaretinize?

     

    Sadece polisler geliyor. Onlara da anlattım, farz edin ki Sultanahmet’te veya Ayasofya’da bir taşın düşme tehlikesi var ve orası dinamitleniyor dedim; böyle bir yöntem akla, vicdana, mantığa sığar mı? Anlatınca haklısınız diyorlar. Sivil toplum örgütleri Vali’den randevu istemiş, dönüş olmamış.

     

    ‘HASANKEYF HERKESİN İMTİHANIDIR’

     

    Geceyi nasıl geçiriyorsunuz?

     

    Çok güzel geçiriyorum. Kuş, horoz sesleriyle… Yolu buralara düşenleri bekliyoruz Hasankeyf mağaralarında konaklamaya.

     

    Böyle bir vahşete nasıl seyirci kalınır?

     

    O görüntülerdeki dinamitler nasıl benim yüreğimde patladıysa biliyorum ki tüm kamuoyunun da yüreğinde, belleğinde, zihninde patladı. Kamuoyu, sağ olsun, sosyal medya üzerinden destek verdi. Ancak insanlar o kadar birbirine düşmanlaştırılmış, kutuplaştırılmış, birileri ötekileştirilmiş ki maalesef doğru bir şey, farklı bir partiden veya kişiden geldiği zaman doğru olduğu bilindiği halde eleştiriliyor. Kim ideolojisinin partisinin inancının en doğru, en hakkaniyetli olduğuna inanıyorsa buyursun gelsin, Hasankeyf sınavını geçsin. Hangi parti, kim olursa olsun, Hasankeyf için elini taşın altına koyacak herkesin en başta destekçisi ben olurum. Hasankeyf kurtarılsın, gerisi teferruattır! Kim yaparsa kendisine minnettar olur, teşekkür, takdir ederiz. Hasankeyf herkesin imtihanıdır.

     

     

    Sizin çocukluk anılarınızda nasıl bir yeri var Hasankeyf’in?

     

    Benim köyüm Hasankeyf’e 15-20 km. mesafede. Bizim köyde de mağaralar var, tarihi eser var. Köyüm, Hasankeyf’e açılan bir pencere gibidir. Buraları görünce çocukluğum canlanıyor. Hasankeyf sular altında kalınca sadece tarihi miras değil pek çok şey sular altında kalacak. Arapça ve Kürtçe konuşulan Hasankeyf’te Araplar büyük kentlere göç edecekler. Artık buralarda Arapça konuşulmayacak. İnsanların annesinin, babasının, evladının mezarları sular altında kalacak. Kimi kaynaklara göre burada Sahabeler’in mezarları da var. Bir Hadis-i Şerif der ki: Ölüye eziyet, diye verilen eziyet gibidir. Doğa katledilecek. Dicle Vadisinde milyonlarca yıldır görülen canlı türleri de sular altında kalacak. Bir geçici fayda için bin bir zarar vermek kabul edilemez. İstense, Ilısu Barajından 40-50 yılda elde edeceklerini söyledikleri rakam buranın bir yıllık turizm cirosu bile olur.

     

    CUMHURBAŞKANI’NA ÇAĞRI

     

    Hasankeyf’in baraj suları altında kalmaması için yıllardır yürütülen çalışmalara, eylemlere, “Bırakın HASANKEYFsiz kalmasın!” çağrılarına rağmen baraj Hasankeyf’i yutacak… Sizce kurtuluşu için hâlâ bir şans var mı?

     

    Bugün Hasankeyf, yarın Cerrattepe, sonra tarihi kiliseler, camiler… İnsanlığın, canlıların nefes aldığı her yer bir bir yok ediliyor. Buraları korumak gerekirken yok etmeye çalışmak… Hükümeti bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Zararın neresinden dönülürse kârdır. Mutlaka bir çaresi vardır. Enerji açığı bahanesiyle barajı kurmanın şart olduğunu söylüyorlar. Bugün su diyorlar ya, su meselesi hiç masum değil. Su özelleştirilmek isteniyor, komşu ülkelere karşı silah olarak kullanılmak isteniyor. Batman ve Hasankeyf Türkiye’nin en fazla güneş alan yerlerinden biri. Buralarda neden güneş panelleri gibi alternatif enerji teknolojileri olmasın?

     

    Başka önerileriniz var mı?

     

    Teknik bilgisi olan arkadaşlar, barajın kotu 7 metre aşağı çekilirse Hasankeyf’in kurtarılacağını söylüyor. Keşke daha fazla şey yapabilsem Hasankeyf’e. Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Bakanlara ve milletvekillerine çağrı yapmak istiyorum. Gelsinler, bir saat Hasankeyf’in taşına toprağına dokunsunlar, insanlarıyla el sıkışsınlar. Bir saatin sonunda inanıyorum ki bu yanlış kararlardan vazgeçecekler. 

     

    Gazete Duvar